Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

Türkçede "İşlerin Arapsaçına dönmesi" diye bir kavram var. Çözümü zor, karmaşık durumlar için söyleniyor. Türkiye’nin geçen hafta Suriye’de giriştiği operasyona uyuyor. Çünkü müdahale edilen bölge, askeri ve siyasi açıdan tam bir "mayınlı alan"… Ortadoğu’nun tüm etkin aktörleri, ABD, Rusya, Suriye, Kürtler, IŞİD, İran hepsi orada… Türk ordusu, işte bu "Arapsaçı"nın içine daldı.

Aslında kriz, müdahaleden bir hafta önce ABD’nin, Suriye- Türkiye sınırına YPG ağırlıklı 30 bin kişilik bir güç kuracağını açıklamasıyla başladı. Bu, YPG’yi terör örgütü sayan Türkiye için adeta "savaş ilanı" idi. Ankara, "Bertaraf etmeye kararlıyız" dedi. İki müttefikin çıkarları, Suriye’de karşı karşıya gelmişti. Ankara-Washington arasında epeydir süren ve dozu giderek artan gerginliğin uç noktasıydı bu...

Ankara, IŞİD’le mücadeledeki etkinliği nedeniyle ABD’nin bölgede vazgeçilmez müttefik kabul ettiği YPG’yi, Türkiye’de silahlı eylemler yapan PKK’nın Suriye’deki uzantısı kabul ediyor. O yüzden de bunun kendisi için güvenlik sorunu oluşturduğunu öne sürüyor. Ancak haritaya bakınca, Ankara’nın kaygısı, daha geniş bir perspektifte okunabiliyor: Münbiç ve Afrin’deki Kürtler birleşirse, Türkiye’nin Suriye sınırı tamamen bir Kürt bölgesi haline geliyor. Bu da Ankara’nın paranoyası haline gelen "sınırda bir Kürt devleti"nin fiilen gerçekleşmesi demek… Son operasyon, bu oluşuma ve Kürtlerin Akdeniz’e açılmasına engel olmayı amaçlıyor.

Bölgeyi kontrol eden ve YPG’nin müttefiki olan Ruslar, Türkiye’ye ilk kez hava sahasını açarak bombardıman izni verdi. Bunun karşılığında ne aldıkları hala merak konusu… Ancak Ankara’nın ABD ile zirveye çıkan gerginliğinin ve Şam rejimiyle oluşan "çıkar birliği"nin bile önemli bir kazanç olduğu söylenebilir.

İlk elde kaybedenin Kürtler olduğu, güvendikleri ABD ve Rusya tarafından yalnızlığa itildikleri söylenebilir.

Erdoğan’a gelince…

"Zeytin dalı" adını takarak başlattığı savaş, ona içerde ihtiyaç duyduğu ulusal birliği hediye etti. Muhalefetteki milliyetçi MHP’yi tamamen saflarına kattığı gibi, sosyal demokrat CHP’nin de desteğini aldı; Kürtleri tamamen yalnızlaştırdı. Savaş karşıtı gösterileri yasakladı, basını muhalif ses çıkmaması konusunda tembihledi. Operasyon başarıya ulaşırsa, ekonomi daha da zora girmeden baskın bir seçime giderse, kimse şaşırmayacaktır.

Uzun vadede ise, 5 yıl önce PKK ile başlatılan diyalog sürecinin, yeniden savaşa dönüşmesinin etkileri görülecektir. Türkiye’nin Irak’ta PKK’yı çökertmek için bölgeye 25 yılda 25’i aşkın operasyon yaptığı halde sonuç alamadığını hatırlatalım. ABD ile neredeyse kopma aşamasına gelen ilişkiler de cabası…

Çok tehlikeli bir bölgede, son derece riskli bir oyuna girdi Ankara…"Arapsaçı" denmesi ondan…