Lesen Sie diesen Text auf Deutsch

DIE ZEIT: Kendinizi nasıl hissediyorsunuz, moral nasıl? Kısaca bize anlattır mısınız?

Can Dündar: Valla çok iyiyim. İçeri girdiğimden tabii ki daha iyi hissediyorum. Erken, çok uzamadan bitti iyi ki. İçeride çok büyük bir dayanışmayla ve sevgi haresiyle kuşatıldık ve çıktığımızda bunu daha da hissettik. Ve hayırlı bir şeye vesile oldu; bundan sonra Türkiye’de fikir özgürlüğü konusunda ibret verici bir karar çıktı ortaya.

ZEIT: Yine gündeme geldi.

Dündar: Yine gündeme geldi ve bundan sonra da önünü açacak bir takım hayırlı gelişmeler oluyor. Bunlardan dolayı gayet moralli ve iyiyiz yani.

ZEIT: Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı vereceğine inanıyor muydunuz, bekliyor muydunuz?

Dündar: Anayasa Mahkemesi’nin bizim yanımızda olacağını düşünüyordum, evet.

ZEIT: Serbest bırakılmanız bir beraat kararı değildi ancak. Ayın 25’inde duruşmanız var. Davadan ne bekliyorsunuz?

Dündar: Valla ben bunun bir beraat olduğunu düşünüyorum şahsım adına. Biz baştan beri şunu söylüyorduk: bizim yaptığımız gazeteciliktir ve haber alma hakkına ilişkindir. Mahkeme de şunu söylüyor: bu bir gazeteciliktir ve ifade özgürlüğüne girer. Bu ne demek? Bizim beratımız anlamını taşıyor. Ben normal bir mahkemenin etkisi altında kalmazsa, bu Anayasa kararıyla beraat vermesi gerektiğine inanıyorum. Ama vermezlerse elbette mücadelemizi biraz da hukuk alanında sürdüreceğiz.

ZEIT: Farklı parti temsilcileri tahliyenizi kutlamak için sizi aradı, cezaevi önünde sizi beklediler. AKP’den arayan oldu mu?

Dündar: Hayır, olmadı.

ZEIT: Şimdi de yeni bir gelişmeyle karşı karşıyasınız. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan "Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum" dedi. Bu sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve "uymuyorum" demek bu bağlamda ne anlama gelebilir ki?

Dündar: Şu anlama gelir; yani "ben tamamen diktatör olmak istiyorum ve hiçbir şey tanımıyorum artık, hukuk-yasa-kurum tanımıyorum" anlamına gelir. Bu da bir akıl tutulması hali cumhurbaşkanı açısından. Bizim aslında alışkın olduğumuz bir şey, ağızdan kaçmış bir şey değil, bir niyet göstergesi bence.

ZEIT: Peki hangi niyeti gösteriyor?

Dündar: Yani hukuk olmasın karşımda, kimse bana engel olmasın.

ZEIT: Cumhurbaşkanı ne yapabilir şimdi?

Dündar: Birçok şey yapabilir. Bir defasında şunu söylemeye çalışıyor: alt mahkeme uymasın. En patrik ?! şey o yani.

ZEIT: Sinyal veriyor, öyle mi?

Dündar: Sinyal veriyor hakime, ‘sen bunlara uyma’ diye. Sonra Anayasa Mahkemesi’nin bundan sonra alacağı kararlara, ‘bak ben tavır alıyorum’ demek istiyor. Ama bilmediği, anlamadığı şu ki; o böyle tavır alabiliyorsa, biz yurttaşlar açısından, o zaman ‘biz de seni tanımıyoruz’ ya da ‘hiçbir kanunu tanımıyoruz’ deme hakkımız var. Biz de şimdi öyle diyeceğiz yani. Benden bugün pasaportumu istedi karakol, yurtdışına çıkış yasağım var. Ben Almanya’ya davetliyim, gidemiyorum mesela. Verdiğim cevap şu oldu: ben bu kararı tanımıyorum, yurtdışına çıkış yasağım var, hadi bakalım. Cumhurbaşkanı’nin böyle dediği bir ülkede, buna uymama hakkım var. Göreceğiz bakalım yurtdışına çıkmaya kalktığımda ne olacak.

ZEIT: Pasaportunuzu vermediniz yani?

Dündar: Vermedim. Bir şekilde alacaklar.

ZEIT: Peki yurtdışına gidecek misiniz?

Dündar: Bilmiyorum, ama sonuçta madem böyle bir oyun var, hukuk tanımama oyunu, ben de böyle oynayayım yani.