Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

25 Mayıs günü Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Brüksel’de Erdoğan’la buluşup Türkiye’nin Avrupa’daki geleceğini konuşacaklar.

Bu önemli zirve öncesinde, üçlünün son buluşmasını hatırlatmak istiyorum. Tarih, 16 Kasım 2015’ti. Yer, Antalya. Erdoğan 1 Kasım’da yapılan seçimden zaferle çıkmıştı.

10 Kasım’da AB’nin Türkiye ilerleme raporu yayınlanmıştı. Raporda, insan hakları ve temel özgürlükler konusunda ağır eleştiriler vardı. Özellikle basın özgürlüğü ihlallerine bundan önceki 17 belgede olmadığı kadar geniş yer ayrılmıştı. Merakla beklediğimiz raporun yayınlanması, Juncker’in talimatıyla iki kez ertelenmiş ve seçim sonrasına bırakılmıştı. Bu ertelemenin nedenini tahmin ediyor, fakat kanıtlayamıyorduk. Beklediğimiz kanıt, "euro2day.gr" adlı Yunan internet sitesinden geldi. Üçlü zirvenin tutanaklarını ele geçirmişlerdi. Türkiye-AB pazarlığının tüm kirli sırları oradaydı.

Gündemde "mülteci anlaşması" vardı. AB Türkiye’ye, mültecileri Avrupa’ya yollamama karşılığı para verecekti. Pazarlığın açılışında Tusk, Erdoğan’a, "2 yılda 3 milyar Euro için anlaşmıştık" diyor, "Ama Başbakanınız yılda 3 milyar istiyor" diye yakınıyordu.

Erdoğan, orada şantaja başlıyordu: "2 yıl için 3 milyar verecekseniz, konuşmaya gerek yok. AB’nin parasına muhtaç değiliz. Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarını açıp mültecileri otobüslere doldururuz. (..) AB, Türkiye kıyılarında boğulan bir çocuktan fazlasıyla karşılaşır. 10-15 bini bulur. Bununla nasıl başa çıkacaksınız? (..) Anlaşma olmazsa mültecileri nasıl durduracaksınız? Öldürecek misiniz? (..) Bunlar cahil insanlar; Avrupa’da terörist olmayı sürdürecekler."
Juncker, Türkiye’ye sığınan mültecileri rehin konumuna sokan bu tehdit karşısında ne yaptı dersiniz?

Hep merak ettiğimiz gecikmenin sırrını itiraf etti. Tutanakları okuyalım:
Juncker: "İlerleme Raporu’nu Türkiye’deki seçimlerin sonrasına ertelediğimizi hatırlatırım. Bu erteleme yüzünden eleştirildik."

Erdoğan: "Erteleme, AKP’nin seçimleri kazanmasına yardım etmedi. Zaten rapor da bir hakaretti. Nasıl böyle şeyler yazarsınız?"

Juncker: "Siz istediniz diye raporu erteledik. Avrupa’yla uzlaşmak istediğinizi sanmıştım. Şimdi kendimi kandırılmış hissediyorum."

Şimdi Erdoğan’ın Avrupa karşısındaki gücünü nereden aldığını, Avrupa’nın neden uzun süre Erdoğan’ın baskı politikalarına suskun kaldığını anlıyor musunuz?

İlerleme Raporu daha erken açıklansa seçime etkisi olur muydu? Hiç sanmıyorum. Ama Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi bu kadar utanç verici bir durumda kalmazdı. Şimdi yaptıkları eleştirilere kim inanır?

Sayın Tusk, Sayın Juncker, Sizin, Erdoğan’ın talimatı üzerine İlerleme Raporu’nu ertelemenizden ve Antalya’da yaptığınız o kirli pazarlıktan tam 10 gün sonra tutuklandım ben… Tutanakları da hücremde okudum. İş çıkarlarınıza gelince ilkelerinizi nasıl ayaklar altına alabildiğinizi üzülerek gördüm. Erdoğan’la yeni buluşmanızın arifesinde, bu konuşmaları yeniden hatırlatmak istedim.
Bir kez daha kandırılmayın.