Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

Türkiye’de gelecek yıl üç önemli seçim birden yapılacak:

    Yerel ve genel seçimle, başkanlık seçimi…
    Halen Meclis’te üç muhalefet partisi var:
    Sosyal demokrat CHP, milliyetçi MHP ve Kürtlerin partisi HDP
    Cumhurbaşkanı Erdoğan bunlardan MHP’yi seçim ittifakına ikna edip yanına çekti. Böylece kritik seçimler öncesi gücüne güç kattı.
    İkinci büyük muhalefet partisi olan HDP’nin eşgenel başkanlarını tutuklattı. Partinin gelecek vaat eden popüler lideri Selahattin Demirtaş ile 10 milletvekili ve onlarca belediye başkanı halen hapiste…
    Ana muhalefet partisi olan CHP’ye gelince… Erdoğan karşısında yüzde 25 çizgisinde takılı kalan sosyal demokratlar, beklenen umudu bir türlü yaratamıyor. Geçen hafta sonu kurultay yapan CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan karşısında 8 kez seçim kaybettiği eleştirisiyle karşılaştı. Yine de seçilmeyi başardı.
    CHP’nin son Suriye operasyonunda Hükümet’in safında yer alması da bir başka eleştiri konusuydu.
Erdoğan böylece bütün rakiplerini ve toplumsal muhalefeti kontrol altına almış görünüyor. Suriye’de giriştiği operasyonun yarattığı milliyetçi dalgayı arkasına alıp, ekonomi daralmaya başlamadan bu yaz bir erken seçime gitmesi de ihtimal dâhilinde…
Saray için işler yolunda gidiyor gibi görünse de, kamuoyu yoklamaları, son referandumdaki yüzde 51-49’luk dehşet dengesinin sürdüğünü ortaya koyuyor. Baskının yoğunluğuna, muhalefetin dağınıklığına rağmen, Türkiye’de toplumun yarısı, hala Erdoğan’ın sultanlık rejimine ayak diriyor.
    Bugünlerde muhalefetten umudu kesenlerin sarıldığı bir ihtimal daha var: O da Erdoğan’a muhalefetin, kendi partisi içinden gelmesi… Erdoğan, 17 yıl önce birlikte yola çıktığı arkadaşlarının neredeyse hepsini bertaraf etti. Böylece partide bir küskünler ordusu yarattı. Buna son dönem başarısız diye görevden aldığı belediye başkanları da eklendi. Şimdi o küskünlerden bazı "serzenişler" yükseliyor. Bunların başını da Erdoğan’dan önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül çekiyor. Gül, partide halen ağırlığı olan bir isim… Geçen ay, muhalifleri bastıracak sivil milislere yargı dokunulmazlığı getiren kararnameyi eleştirince Erdoğan’ın şimşeklerini üstüne çekti. Cumhurbaşkanı, küçücük bir eleştiriye öyle büyük bir tepki verdi ki, asıl kaygısını ortaya koymuş oldu: Tam muhalefeti kıstırmışken içerden gelecek hiçbir farklı sese tahammülü yoktu.
    Erdoğan başkanlık için adaylığını çoktan ilan etmiş durumda. Bu, onun "tek adamlık" hayalinin ve Türkiye’de otoriterliğin yerleşmesinin başlangıcı olacak. Muhalefetin adayı ise hala belli değil. Ülkenin demokratik güçlerini bir şemsiye altında toplayabilecek ve cesaretle Erdoğan’a meydan okuyabilecek bir aday, "Godot’yu bekler gibi" bekleniyor bugünlerde…