Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

İki şey, ömür boyu insanın peşini bırakmaz:

Gölgesi ve geçmişi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünlerde geçmişiyle savaşıyor. Ne söylese, ne yapsa, geçmişi gölge gibi geliyor arkasından; ayağına dolaşıyor.

Yola çıkarken, yoksul bir siyasetçiydi; iktidarda kendine dünyanın en görkemli sarayını yaptırdı.

"Biz Türkiye’nin zencileriyiz" diyerek mazlumlara sahip çıkıyor, "kimsesizlerin kimsesi olmayı" vaat ediyordu. Bugün 45 araçlık konvoy ve koruma ordusuyla geziyor.

20 yıl önce, okuduğu şiir yüzünden hapse giren adamın iktidarında, kendisine karşı çıkan yüzlerce gazeteciyle birlikte, güçlü siyasi rakibi de hapishanede…

Erdoğan, kendi deyimiyle, "manşetlerle savaşarak" iktidara gelmişti. Bugün tüm medyayı kendisi kontrol ediyor.

Tipik bir mağdurken mağrur olma hikâyesi…

Ancak büyük yarışta, kendi geçmişi çıktı karşısına… Cumhuriyet Halk Partisi’nin Başkan adayı Muharrem İnce, onun kadar iyi konuşan bir hatip, polemikte onun kadar becerikli bir siyasetçi… Bir zamanlar Erdoğan’ı iktidara taşıyan bütün özellikleri taşıyor. Erdoğan tarafından "toplumun zencileri" haline getirilen "ötekiler"i temsil ediyor. Halkın içinde korumasız geziyor. Bir kamyon şoförünün fizik öğretmeni oğlu olarak, iktidara gelince Erdoğan’ın dev sarayını üniversite yaptırmayı vaat ediyor. Ve Erdoğan’ın attırdığı "manşetlerle savaşarak" iktidara yürüyor.

16 yıllık iktidarın sonunda yeni vaadi olmayan, kürsüden öfke saçan, yorgun bir lider görüntüsü veriyor Erdoğan… Hata üzerine hata yapıyor; açmadığı fabrikaları kendine malediyor, gittiği kentlerin adını unutuyor, prompter bozulduğunda donup kalıyor.

Buna karşın 1 aylık rakibi İnce, büyük bir enerji ve artan bir popülarite ile meydan meydan gezerek ona meydan okuyor. Kavgadan bıkmış Türkiye’ye huzur ve uzlaşma vaat ediyor. Başkan seçilirse mahallelere kıraathane açacağını ilan eden Erdoğan’a karşı üretimden, yatırımdan, "uzay madenciliğinden, nano teknolojiden, robot koordinatörlüğünden", en önemlisi, "aş" ve "iş"ten söz ediyor.

Erdoğan, en yakın rakibinin, kendisini iktidara taşıyan merdivenle adım adım zirveye tırmanışını, haset ve öfkeyle izliyor.