Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

Google’a Türkçe olarak "işkence aleti modelleri" yazarsanız karşınıza mengeneler, testereler, penseler çıkıyor. Üstelik bu aralar yüzde 32 indirimli… İşin aslını bilmezseniz gördüklerinizi işkence reklamı sanabilirsiniz. Tuhaf ama gerçek: Bu marangoz malzemeleri, "işkence aleti" diye satılıyor.

İşkencenin dilde sıradanlaştırılması mı?

Öyle de denebilir; ancak bugünlerde daha tehlikelisi, işkencenin yeniden Türk sorgu teknikleri arasına dönmesi… "Dönmesi" diyorum, çünkü zulmederek sorgulama, asırlara yaslanan bir gelenek… Fakat Avrupa Birliği üyelik müzakereleri sürecinde işkence nispeten azalmış, seçimde "şeffaf karakol duvarları" vaat edilir olmuştu. Polisin kaba dayağından kaçış yoktu, ama devlet politikası olarak sistematik işkence, ciddi şekilde sınırlanmıştı. Bunda, Avrupa’nın "ilerleme raporları"nda iyi puan alma kaygısı kadar, yıllarca emniyete hükmeden Gülen cemaati mensuplarının daha ince sorgu teknikleri geliştirmesinin de payı vardı.

Sonra Hükümet, cemaatle kavgaya tutuştu. Kendi elleriyle emniyete yerleştirdikleri cemaat mensuplarını hapse attılar. Tabii onlarla birlikte "ince sorgu teknikleri" de emniyetten kovuldu. Nasılsa artık Avrupa Birliği üyeliği de hayal olmuştu. "Öyleyse, hoş geldin cop, merhaba işkence" denildi ve "işkence aleti modelleri" yeniden raflardan indirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta, tam da seçim öncesi, inandırıcılığı olmayan bir "Yargı Reform Paketi" açıklarken "Sistematik işkence, kötü muamele geride kalmıştır. İşkenceye sıfır tolerans anlayışını benimsedik" dedi. Aynı gün, Ankara Barosu’nun, işkence mağdurlarıyla yapılan görüşmeler sonucu açıkladığı rapor, "tolerans" katsayısının "sıfır"ın hayli üzerine çıktığını ortaya koydu. Rapora göre, Dışişleri’nde çalışan ve Gülen örgütüne üye olmakla suçlanan kişiler, "vücutlarına elektrik verildiğini, ters kelepçelenip cenin pozisyonuna getirildikten sonra makatlarına yağ sürülüp cop gezdirildiğini" anlatmışlardı. Ne cezaevi doktorları, ne çıkarıldıkları mahkemenin yargıçları, işkence iddialarına kulak vermişti. Baro raporundan sonra da herhangi bir soruşturma açılmadı. Aynı gün Güneydoğu’dan da işkence raporları gelmeye başladı. Urfa Barosu da geçen hafta ters kelepçe takılıp yere yatırılan 43 kişinin işkence iddialarını gündeme getirdi. Üçü, henüz çocuktu.

Brüksel’deki bir Türkiye oylamasında kalkan elin, Urfa’daki yol açtığı sonucu, karakoldaki o çocuklara sormak lazım belki de…

Aklınızda olsun: İşkence ürünlerinde yüzde 32 indirim var bugünlerde…