Köşe yazısının redakte edilmiş Almanca versiyonu için tıklayınız. // Hier geht es zur deutschen Fassung

Türkiye’de protest müzik yapmak risklidir. Devlet protesto edilmeyi sevmez; protesto edeni affetmez. Örneğin, 1980’de iktidara el koyan askerler, "1 Mayıs Marşı"nı seslendiren Cem Karaca’yı komünizm propagandası ile suçlamıştı. Yurttaşlıktan çıkarılan Karaca, 5 yıl Almanya’da yaşamıştı.

O zamanlar, protest müziğin adresi rock’tı. Sonra isyan nöbetini Ahmet Kaya devraldı. "Özgün müzik" denilen daha yerel bir tarzda, hapishane kapısındaki annelere, dağa çıkan gençlere ses verdi. Sonuç, Türkiye’de dava yağmuru ve linç kampanyası sonucu Paris sürgünü ve sürgünde ölüm oldu.

Konserlerinde yarım milyon insanı buluşturan, grevlerde, mitinglerde devrim şarkıları söyleyen "Grup Yorum"un halen 10’a yakın üyesi hapiste… Hapse girenlerin yerine hemen yenilerini koyarak müziği sürdürüyorlar.

Risk büyük olduğu için son dönemde Türkçe pop, kendini melankoliye ve boşvermişliğe vurdu. Rock, isyankâr ruhunu gömdü. Ama en umulmadık anda susmayı reddeden bir başka rüzgâr çıktı ortaya: 1990’ların başında Almanya’daki Türklerin öncülüğünde piyasaya giren rap, geçen hafta 15 dakikalık bir videoyla, müzik dünyasını sarstı. 20 müzisyenin bir araya gelerek yarattığı "Susamam" adlı şarkı şu sözlerle başlıyordu:

"Hayat çok zor... O yüzden müzik seni eğlendirsin, gerçeklerden uzaklaştırsın istiyorsun. Ama biz müziğin bir şeyler değiştirebileceğine inanıyoruz. Bizimle gel."

Bu çağrının ardından 20 müzisyen, 20 ayrı konuda sözünü sakınmadan söylüyordu. Sadece "doğa katliamı, kadın cinayetleri, trafik derdi, eğitim sorunu" gibi nispeten "sakıncasız" konularda değil, "hukuk, adalet, medya, faşizm" gibi "belalı" konularda da…

Projeyi tasarlayan Sarp Palaur, (ya da rap dünyasındaki adıyla "Şanışer") diğer müzisyenleri tek tek arayıp davet etmiş ve bu birliktelikten korkusuz bir voltran çıkmıştı ortaya…

Sarp, klibin "hukuk" bölümünde, hapisteki bir gençle, kuşağı adına konuşuyordu adeta:

"Ben bir beyaz Türk'üm/ Yasalarım Anglosakson, ama kafam Ortadoğulu/ Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim/ Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum/ Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum/ Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum."

"Senin eserin bu korkunç resim/ Sesini çıkarmadın, yani suçlusun/ Bir gece haksızca alsalar içeri seni/ Bunu haber yapacak gazeteci bile bulamazsın/ Hepsi tutuklu/ Sen sustun, ses etmediğinden bindiler tepene/ Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermeyecekler."

Şarkıda da söylendiği gibi, insanların muhalif tweet atmaya bile çekindiği bir sessizlikte bu cesur ses, olduğundan da gür işitildi.

Şarkıyla birlikte dolaşıma sokulan "#Susamam" hashtag’ı, sosyal medyada dünya genelinde en çok konuşulan başlıklar listesinde bir numara oldu. Video 2 günde 10 milyondan fazla izlendi.

Bu 15 dakikalık çığlığı yaratan Sarp, "Müziğin bir şeyleri değiştirebileceğine ilişkin inancımın doğru olduğunu gördüm" dedi.

Projedeki isimlerden Fuat ise DW’ye, "Tutuklanmaktan korkmadığını söyledi: "Biz rap’çiyiz, doğruları söylemekle mükellefiz, kesinlikle bu yoldan vazgeçmeyeceğiz. Korkarak yaşanmaz."

Rap’i doğuran isyan, şarkısını İstanbul’da söylüyor şimdi… Bir toplumun uzun süre ve topyekün susturulamayacağını kanıtlarcasına…